Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Bursa İl Başkanı İbrahim Özacar, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanların derilerinin yeteri kadar değerlendirilmediğini ifade etti. Konuyla ilgili olarak Özacar tarafından yayınlanan basın açıklamasında, “Milletçe bir Kurban Bayramı’nı daha geride bırakırken, kurban ibadetinin bizlere yüklediği manevi ve toplumsal sorumlulukları yeniden hatırlamak zorundayız. Kurban; yalnızca et paylaşımından ibaret olmayan, fedakârlığın, teslimiyetin, paylaşmanın, kardeşliğin ve emanete sahip çıkmanın en güçlü sembollerinden biridir. Necip milletimiz, ismini bile zikretmeyi necis gördüğü domuza "hınzır" demektedir. Her parçasını Allah'a adadığımız kurbanın derisini son birkaç yıldır çöpe atarken; domuz derisinin tekstil ürünlerinde, ayakkabılarda, gıda takviyelerinde, makyaj malzemelerinde ve günlük kullanılan birçok ürünün hammaddesi olarak kullanıldığı, bu ürünlerin AVM raflarında yüksek fiyatlarla satıldığı yönündeki haberler vicdanları sızlatmaktadır.
Ahilik medeniyetinin mirasçıları olarak bizler; üretimi ibadet, emeği bereket, israfı ise nimetlere karşı sorumsuzluk olarak gören bir anlayışın temsilcileriyiz. Ahlaklı üretimi, helal kazancı, milli kalkınmayı ve toplumsal dayanışmayı esas alan ahilik kültürü; sahip olduğumuz her nimetin en verimli şekilde değerlendirilmesini emretmektedir” denildi.

ESDER Bursa İl Başkanı İbrahim Özacar
“YERLİ KAYNAKLARI DEĞERLENDİRMELİYİZ”
Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi: “Bursa; coğrafi konumu, yetişmiş insan gücü ve üretim geleneği sayesinde yüzyıllar boyunca deri ve tekstil sektörünün önemli merkezlerinden biri olmuş, Cumhuriyetimizin kalkınma hamlelerinde öncü rol üstlenmiştir. Merinos Fabrikası ve Bursa’nın sanayi birikimi, yerli üretimin ve milli ekonominin sembolleri arasında yer almıştır. Ancak günümüzde üretim odaklı anlayışın yerini giderek tüketim kültürüne bırakması, milletimizin geleceği adına düşündürücü bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Bunun en somut örneklerinden biri de Kurban Bayramı sonrasında yaşanan israf görüntüleridir. Geçmişte ekonomik değeri yüksek olan ve sanayinin önemli hammaddeleri arasında bulunan hayvan derileri, bağırsakları, kemikleri ve diğer yan ürünleri bugün birçok yerde değerlendirilemeden atık haline gelmektedir.
Oysa kurbanın her parçası bir nimettir, bir emanettir ve aynı zamanda milli servettir. Deri; tekstil ve sanayi sektörleri için değerli bir hammaddedir. Bağırsaklar; gıda, ilaç, kozmetik ve sağlık sektörlerinde kullanılabilen stratejik ürünlerdir. Kemikler ise gübre, yem, jelatin, ilaç ve çeşitli sanayi alanlarında değerlendirilebilmektedir.
Bunların israf edilmesi sadece ekonomik kayıp değil, aynı zamanda kaynaklara karşı sorumluluğumuzu yerine getirememektir.
Bugün küresel ölçekte birçok ülke ve uluslararası şirket, hayvansal yan ürünleri yüksek katma değerli ürünlere dönüştürerek milyarlarca dolarlık ekonomik faaliyet oluşturmaktadır. Bizim de sahip olduğumuz yerli kaynakları değerlendirmemiz, üretime dönüştürmemiz ve milli ekonomiye kazandırmamız gerekmektedir.
Ahilik anlayışı; tüketmeden önce üretmeyi, israf etmeden önce değerlendirmeyi, kazanmadan önce emek vermeyi öğütler. Bu nedenle kurban sonrası ortaya çıkan ekonomik değeri yüksek yan ürünlerin toplanması, işlenmesi ve üretime kazandırılması için gerekli altyapının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Modern kesimhanelerin yaygınlaştırılması, üreticilerin bilinçlendirilmesi ve kırsal sanayi yatırımlarının teşvik edilmesi hem çevresel sürdürülebilirliğe hem de milli ekonomiye katkı sağlayacaktır.
Kurbanın bereketi yalnızca etini paylaşmakla değil; her parçasını israftan koruyarak, üretime kazandırarak ve topluma faydaya dönüştürerek artar. Çünkü kurbanın ruhu paylaşmayı öğrettiği kadar, emanete sahip çıkmayı ve nimeti değerlendirmeyi de öğretmektedir.”